Bence etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Bence etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Mucize Takım Türkiye Çeyrek Finalde

13:40 zaman: 13:40

Fotoğraf : Getty Images

Tarihinin en önemli sınavlarından birine çıkan Milli Takımımız maçın büyük bir kısmında bu önemin hiç de farkında değillerdi aslında. Futbolcularımızın kendini oyuna veremeyeşi, 2.02'lik Koller'i bir türlü durduramayaşı ve bir de hakemlerin bizim aleyhimize verdiği kararlar ibreleri tamamen Çek'lere çevirmişti. İlk yarıyı 1-0 yenik kapatan Milliler ikinci yarıda gelen sakatlık ve Emre'nin bir türlü oyuna giremeyişi ile birlikte skandal bir gol daha yedi. Ama ne olduysa 75. dakikadan sonra Hamit'in orta sahaya geçmesi ile birlikte bir anda bambaşka bir takım izlemeye başladık. 15 dk. da böylesine büyük bir turnuvada hangi takım 2-0 lık yenilgiden 3-2 lik üstünlüğü sağlamış. Biz yaptık, biz başardık evet belki hiç kimsenin aklına bu küçük ihtimal bile gelmemişti ama oldu. Rüyamda görüp de birine anlatsam senin bi tarafların açıkta kalmış diyeceği bir şey gerçek oldu. İnanılması zor bu olay bizi finale kadar sürüklesin inşallah...

Haydi Çılgın Türkler yolunuz açık olsun...

Euro 2008 de En Çok Golü Kim Atar?

10:30 zaman: 10:30


Euro 2008'in başlamasına çok az bir zaman kalması ile birlikte en çok merak edilen konulardan biri de turnuvanın gol kralının kim olacağı?

Öncelikle bu futbolculara bir göz atalım...





Luca Toni
(İtalya) - 26/05/1977 doğumlu, 1,96 boyunda ve Bayern Munichin gol silahlarının başında geliyor. İtalya milli takımında oynaması onun için biraz dezavantaj olması anlamına geliyor biraz çünkü hepimizin bildiği gibi İtalyanların oynadığı futbol oldukça defans ağırlıklı. Rakibi üstüne çekip bir nevi kontra atak futbol oynuyorlar. Herşeye rağmen kalitesini ispatlamış bu futbolcu gol krallığının favorileri arasında.
İtalya'nın diğer golcüleri: Alessandro Del Piero, Andrea Pirlo













Fernando Torres
(İspanya) - 20/03/1984 doğumlu olan oyuncu 1,86 boyunda ve Liverpool forması giyiyor. Athletico Madrid forması ile geçtiğimiz sezon bütün avrupa takımlarını peşinden koşturan oyuncu Ada'nın en pahalı transferi olarak Liverpool takımına gitmişti. Hızlı, birebirde etkili, takipçi ve son vuruşlardaki üstün yeteneği ile tanınıyor ve oda performansı merakla beklenen futbolcular arasında.















David Villa
(İspanya) - 08/01/1986 doğumlu ve 1,70 boyunda. Şu an Valencia forması ile ter döküyor. Benim sempati duyduğum futbolculardan biri. Valencia takımının performasını sebebiyle adı pek duyulmasada bence kaliteli bir golcü. Bakalım Euro 2008 de kendisini ispat edebilecekmi?














Thierry Henry (Fransa)
- 17/08/1977 doğumlu olan oyuncu 1,88 boyu ile rakip defansın çekindiği bir isim. Sizlerde takdir edersiniz ki Henry eski Henry değil. Arsenal forması altında izlediğimiz Henry'den eser yok. Barcelona'ya transferi ile birlikte gerileme devrine giren oyuncu eski hünerlerini bir türlü sahaya yansıtamaz oldu. Hatta forma şansını bile kaybetti. Tabi ki milli takımın değişmez isimlerinden birisi. Eğer Arsenalli Henry gibi oynarsa gol krallığında rakipleri ile birlikte mücadele edebilecek isimlerden.
Fransanın diğer golcüleri: Nicolas Anelka, Franc Ribery, Karim Benzema










Cris
tiano Ronaldo (Portekiz) - 05/02/1985 doğumlu ve 1,84 boyunda. Dünyanın en iyi oyuncu olarak nitelendirilen Ronaldo bu sene kariyerinin zirvesinde. Gösterdiği performansla tüm dünyanın beğenisin kazanan oyuncu Man Utd forması altında inanılmaz bir performans sergiledi ve asıl mevkiisinde oynaması ile birlikte bir sezonda 40 ın üzerinde gol atmayı başardı. Ronaldo anlat anlat bitmez. Dünyaya gelebilecek ender yeteneklerden biri. Bu turnuvada da şüphesiz bütün rakiplerin korkulu rüyası. Bizim grubumuzda olan Portekiz takımında forma giymesi tabii bizim için büyük bür handikap çünkü sizlerinde bildiği gibi çok seri ve adam geçmede üstüne yok. Bizim ağır defansımızı nasıl bir şekle sokar ben düşünemiyorum. Neyse izleyip göreceğiz...
Portekizin diğer golcüleri : Nani, Nuno Gomes, Ricardo Quaresma, Helder Postiga, Simao Sambroza












Michael Ballack (Almanya)
- 26/09/1976 doğumlu. 1,88 boyunda ve bir orta saha futbolcusu. Ancak ne zaman nereden nasıl bir şut çıkaracağı hiç belli olmaz. Özellikle bu sezon Chelsea takımı ile birlikte performasını yükseltti ve gençlik günlerini anımsatmaya başladı. Kalitesi belli bir oyuncu ve Alman panzerlerinin en önemli silahı...














Miroslav Klose - (Almanya)
- 08/06/1978 doğumlu ve 1,82 boyunda. Bayern Munih forması giyen futbolcu da bir sezonda kendisini gösterdi ve kendini Bayern Munihin ve Alman Milli takımının önemli golcüleri arasında buldu. Tam bir duran forvet yani fırsatçı bir oyuncu. Kanatlardan besleyen olduğu zaman fırsatçılığını konuşturarak aralara iyi sızıyor ve beklenmedik anda topu ağlara gönderebiliyor...













Kevin Kuranyi (Almanya)
- 02/03/1982 doğumlu olan futbolcu Shalke takımının 1,90 lık forveti. Yüksek toplardaki üstünlüğü ve savaşçı kişiliği ile gol yollarında etkili bir isim.
Almanya'nın diğer golcüleri: Lukas Podolski,













Ruud Van Nistelrooy (Hollanda)
- 01/07/1976 doğumlu ve 1,88 lik forvet kuvvetli vücut yapısı ile de hücum bölgesinin en etkili oyuncuları arasında. Man Utd forması altındaki performansı ile Adanın gözdesi olan Ruud daha sonra Real Madride transfer oldu ve ordada iyi performansına devam etti. Son derece fırsatçı ve nerede durması gerektiğini iyi bilen futbolcu turnuvadada gol krallığı adayları arasında.
Hollandanın diğer golcüleri: Ryan Babel, Dirk Kuyt













Zlatan İbrahimovic (İsveç)
- 03/10/1981 doğumlu. 1,92 boyunda ve boyuna göre son derece teknik bir isim. Bu sezon İnter forması altında şampiyonluk yaşadı ancak şampiyonlukta onun payı ne derece biraz tartışılır. Çünkü geçtiğimiz sezon permormasındaki düşüş gözle görülebilecek cinstendi. Milli takım forması altında şu güne kadar kulüplerde gösterdiği başarıyı da bir türlü gösteremeyen futbolcunun bu turnuvada takıma ve kendisine katkısı ne derece olacak merak konusu.














Nihat Kahveci (Türkiye)
- 23/11/1979 doğumlu ve 1,75 boyundaki gururumuz Nihat yurtdışında Tugay Kerimoğlu ile birlikte bizi temsil eden en iyi oyuncuların başında geliyor şüphesiz. Villereal forması altında son dönemlerde gösterdiği performans herkesin takdirini toplamış durumda. Fakat bana göre o da başarısını Milli takıma pek yansıtamayan isimlerden. Ancak ben inanıyorum ki bizi taşıyacak isimlerin en başında Nihat Kahveci geliyor.









Bakalım hayırlı bir turnuva olması dileğiyle inşallah alnımızın akıyla belli bir yerlere geliriz.

Yazımın sonunda da bu adaylar arasından gol krallığındaki kendi adayımı söyleyeyim. Tabii ki Cristiano Ronaldo

Yaşar Tüzün Bizim İşyerinde

10:24 zaman: 10:24

Bugüne kadar bloğuma işyerim hakkında yazı yazdığım pek sölenemez. Fakat bu biraz farklı olduğu için paylaşmak istedim. Aslında yazmakta da biraz geciktim. Olay 11 Ocak'ta gerçekleşti. 11 Ocak "Çalışan Gazeteciler Günü" olması münasebetiyle CHP Bilecik Millitvekili Sayın Yaşar Tüzün Bilecik'te bulunan yerel gazete çalışanlarını ziyareti sırasında bizlere de vakit ayırdı. Sakarya Gazetesi Merkez Bürosunda bir araya geldikten sonra sohbet etme şansı bulduğumuz Sayın Tüzün eli boş gelmemiş bir de kuru pasta getirmiş saolsun :) Fotoğrafta Yaşar Tüzün'ün elindeki kuru pastanın bi ucundan tutan şahıs benim. Gerçi biraz aç gözlü gibi versene artık şunu dercesine çıkmışım ama kendileri tutmamı istedi :) Neyse konuyu fazla uzatmayayım durum bundan ibaret işte. Kendilerine duyarlılığından dolayı çok teşekkür ediyor kendilerine başarılar diliyoruz...



Tabii doğal olarak ertesi gün bir de gazeteye çıktık :)

PES 2008 İzlenimlerim

21:18 zaman: 21:18

Bir PES hayranı olarak öncelikle şunu sölemek istiyorum ki PES6 buna beş basar...

PES 2008'in çıktığını duyunca Damacana'nın sahibiyle birlikte ne hayaller kurarak gidip dvd'sini aldık. Akşam eve geldim kurana kadar bi yarım saatim gitti zaten. Önce harddiskim doldu yarım kaldı sonra tekrar baştan rar'dan çıkarmak zorunda kaldım falan. Neyse nihayetinde kurdum oyunu. Laptop'un özlellikleri oyunu fazla çözünürlükte oynamama izin vermedi. Fakat yinede 800x600 'de açtım başladım oynamaya...

1.si fifa mı oynuyorum pes mi oynuyorum anlayamadım. Biz zaten fifadan farklı olduğu için seviyorduk bu oyunu ama ondan bir farkı kalmamış.

2. Kaleciler o kadar dandik ki top player seviyesinde 30 metreden attığım şutu sektirip içeri alabiliyor.

3. Gol oluyor ama gol olduğunu anlayabilene aşk olsun. Ne taraftar sesi var ne sevinme var, anca hakemin "düt düt düüüt" şeklindeki düdüğünden sonra anlayabiliyorsunuz.

4. PES 6 oynarken top direkten döndüğü zaman insan o gelen sese hayran kalıyordu, fakat bunda direkten dönen topda "tık" yok...

Daha oynadıkça kim bilir neler farkedeceğim ama dediğim gibi ben hiç mi hiç beğenmedim...

Cep Telefonu Çılgınlığı

19:21 zaman: 19:21

Cep telefonu kullananların sayısı dünya nufüsunun yarısı kadar olmuş baksanıza!

3 milyar 300 milyon kişiye kadar yayılan cep telefonları hayatımızın olmazsa olmazlarından oldu gerçekten. Acaba bu cep telefonu yokken biz ne yapıyomuşuz diye düşünüyorum. Aynı şey bilgisayar ve internet içinde geçerli tabi ki. Hatırlıyorum da bu cep telefonları ülkemize ilk girmeye başladıklarında o kadar pahalı ve lüzumsuz görünüyordu ki ben bu derece ilerleyeceğini tahmin etmezdim. Hatta eniştem Ericsonn'un ilk takoz diye tabir ettiğimiz telefonuna seneler önce 100 milyona almıştı da ağzım açık kalmıştı.

Günden güne yayıldı da yayıldı. Yeni modeller, rekabetden dolayı piyasanın düşmesi ve çok modelin olması, her düzeye göre telefon üretilmesi milleti almaya mecbur bıraktı. Bir amaçken araç oldu. Çoluk çocuğun eline düştü. Bazılarına tek telefon yetmedi iki hatta üç telefon taşımaya başladılar. Bide kamera ve mp3 çalma özelliği eklenince hayatın vazgeçilmezi oldu tabii.

İlerde herkes çift telefon taşımaya başlarsa bu abone sayısı dünya nüfusunu da katlar, hiç şüphem yok...

Onlar da Milli !!! Türkiye Ampute Futbol Takımı

20:46 zaman: 20:46

Bir önceki yazımda A Milli futbol takımımızın Norveç önünde ki galibiyeti sonucu duyduğum heyecanı sizlerle paylaşmıştım. Fakat bugün okuduğum haberler de Bosna maçını almaları ve 2008 Şampiyonasına gitmeleri halinde 250 şer bin dolar prim alacaklarını okudum ve çok kötü asabım bozuldu. Zaten aldıkları paralar uçuk kaçık rakamlar, daha bide ne primi veriliyor anlam vermiş değilim. Hangi vatan evladına sorarsanız sorun bu vatan için elinden geleni yapmaya hazırdır. Futbolculara prim veriyorsan bu ülkeyi temsil eden her dalda ki sporcuya da aynı muameleyi yapacaksın.

Değinmek istediğim konuda bu zaten. Bildiğiniz gibi bu yıl ülkemizde düzenlenen Dünya Ampute Futbol Şampiyonası'nda takımımız İtalya'ya yenilerek final'den oldu ama 3. lük maçında Brezilya'yı yendi ve 3. oldu. Merak ediyorum acaba ne kadar prim aldılar diye. Bu adamlar bırakın prim almayı ülkemizi oralara getirmek için üstüne para verirler.

Kendilerini canı yürekten kutluyor ve teşekkürü bir borç biliyorum...

Milli Zafer Norveç-Türkiye

01:05 zaman: 01:05

Uzun zamandır maç izlerken böyle heyecanlanmamıştım. Yok yere puan kaybedip işi zora sokan milli takımımız hop oturup hop kalkmama sebep oldu bu akşam.

Başlar başlamaz anlaşıldı ki bu Norveç takımından bi cacık olmaz. Adamlar da ne top tekniği var ne organize bir atak. Tüm planları uzun toptan, taçtan ya do kornerden gelen toplarla tehlike yaratıp bi kargaşayla gol bulmak. Yediğimiz golde böyle zaten. Hepsi öküz gibi 1.95 lik adam duran top olunca bizim cezasahamızda bitiveriyorlar.


Maçı seyrederken dikkatimi çekenlerden biri de Rıdvan Dilmen'in samimi yorumlarıydı :)
Taç oluyor; Rıdvan Dilmen "Al işte şimdi ailece 1.95 lik adamları toplanır" diyor. Bir pozisyonda da milli takımdan tam övgü ile bahsederken Emre'nin kaptırdığı toptan sonra "Tabi böle cins cins oynarsan olmaz" ona da çok güldüm.



Maça gelince de şunu sölemeliyim ki eğer İbrahim Kaş sakatlanmasa bizim işimiz yaştı. Gökhan hakikaten geleceğin yıldızı olabilecek potansiyele sahip. Emre ve Nihat kalitesini kanıtlamış futbolcular zaten. Sonuç itibari ile kazandık önemli olan bu...

İnşallah Avrupa Şampiyonasında ülkemizin bayrağıda dalgalanacak...

Türk'ün Türk'ten Başka Dostu Olmaz!

22:00 zaman: 22:00

Yabancı şirketlerin ülkemizde ürettiği mallar veya bu mallardanyaptıkları karlar hakkında bir çok söylenti duymuşsunuzdur mutlaka...

Coca Cola'nın karının bir miktarını İsrail'e vermesi,
Danone'nin çocuklarımızda zeka geriliğine sebep olması,
Lcw'nin Leyla Zana'ya satılması,
War Mart'ın küçük çocukları çalıştırıması, kadınlara şiddet uygulaması gibi...

Bunlara bir yenisi daha eklendi. Oda; Ege Üniversitesi doktorlarının HSBC kartlarını HSBC'nin Ermeni soykırımına sponsor olduğunu ileri ürerek iptal etmesi. Ermeniler mi Türkler mi sorusuna cevap niteliğinde böyle bir davranış sergileyen doktorlarımız tüm halka önayak olmaya çalışıyor.

Ayrıca FORTIS Bankında PKK nın bomba ihtiyacını karşılayan kuruluşla kardeş kuruluş olduğu söylentileri günden güne yayılıyor.

Benim merak ettiğim net dünyasında fıldır fıldır dolaşan bu dedikodulara halkımız ne kadar inanıyor. Eğer bunlarda gerçeklik payı varsa oturulup düşünülmesi ve önlem alınması gereken ciddi konular. Madem öyle bir kaç ispat koyun bu milletin önüne. Gerçi bizim halkımız duyduğuna gördüğünden daha çok inanır ama yinede dedikodularla bir işe yarayacağını sanmıyorum ve bir kaç somut örnek veya ispat gerektiğini bildirmek istiyorum.

Ben kendi adıma böyle şeylere dikkat etmeye çalışıyorum çünkü biliyorum ki Türk'ün Türk'ten başka dostu olmaz...

Sarıkamış Şehitleri'nin Ölum Nedeni

21:05 zaman: 21:05

Tarihi bir gerçek daha gün yüzüne çıktı!

Daha geçen günlere kadar bizim bildiğimiz şuydu; 22 Aralık 1914 yılında Birinci Dünya Savaşında Osmanlı ve Rus'lar arasındaki harekatta askerlerimiz Sarıkamışta taarruzda bulunan askerlerimize erzak götürmesi sırasında soğuk hava sebebi ile donarak şehit olduklarıydı.

Fakat bugüne kadar günyüzüne çıkmamış bazı gerçekler varmış. Meğer o askerlerimiz donarak şehit olmamışlar. Dönemin Başkomutan Vekili Enver Paşa Sarıkamışı geri almak amacıyla Osmanlı donanmasını Karedeniz'e yöneltmiş ve gemiler Karadeniz açıklarında Rus donanmaları tarafından ateşe tutulmuş ve serin sulara batırılmış. Enver Paşa o dönemdeki evrakları bir şekilde ört pas ederek böyle tarihi bir yanılgının altına hiç çekinmeden imzasını atmış!

Bu sene ki Şehitlerimizi anma töreninde de çelenk Sarıkamış'a koyularak değil, Karadeniz sularına bırakılarak gerçekleştirildi.

Bütün şehitlerimizin ruhları şad olsun...

İnternette Bedava Digiturk İzleme

19:22 zaman: 19:22

İnternetten digiturk'ü izlemenin yolunu sonunda buldum. Daha doğrusu o benim elime geldi çeşitli vasıtalarla. Neyse önemli olan gelmesiydi sonuçta. Artık oturduğum yerde alıyorum laptopumu kucağama, maçlar canlı canlı karşımda, ne şifre var ne takılma.

Dürüst olmak gerekirse bunu burda paylaşmacaktım çünkü ne kadar yayılırsa o kadar cıvkı çıkıyor birşeyin ama sonradan dedim madem ben bunun kaymağını yiyiyorum, blog alemide yesin :)

Şimdi digiturkü izlemek için hangi adımları takip etmeniz gerekiyor teker teker açıklıyorum:

* Öncelikle bu adrese giriyoruz.
* Üst menüden 'Software' sekmesine tıklıyoruz.
* Açılan sayfada 'Client' alt menüsünde kiSopcost ve TVAnts programlarını indiriyoruz. Bu programlar maçları izlememiz için gerekli olan uygulamalar.
* Bu iki uygulamayı bilgisayarımıza indirdikten sonra kurulumunu yapıyoruz. Programı yükledikten sonra çalıştırmanıza gerek yok çünkü sitedeki maç linkine tıkladığınız zaman onunla bütünleşik işlem görüyor.
* Daha sonra üstteki Live Sports sekmesine tıklıyoruz ve maçlar karşımıza geliyor. Buradan izlemek istediğimiz maçın en sağ tarafındaki televizyon simgesine tıklıyoruz.
* Açılan sayfanın alt kısmında yer alan daha önceden indirdiğimiz Sopcost yada TVAnts programlarından birinin yanındaki Play linkine tıklıyoruz.
*Karşımıza gelen Harici İletişi Kuralı İsteği adlı penceredeki Uygulamayı Çalıştır butonu aktif olunca tıklıyoruz ve başlıyoruz keyifle izlemeye...

Tahmin edileceği gibi takılmalar oluyor fakat o kadar da can sıkmıyor. Ara belleği kuvvetli olanlar zaten bu sorunu aşacaktır.

İyi seyirler...

Hala Anlamayanlar İçin!

16:08 zaman: 16:08

Onca şeyler oldu hala bazı şeylerin farkına varamayan o kadar çok insan var ki...

Bunun en büyük göstergesi halktan onlara %50 oy çıkması neredeyse 2 insan dan biri bunlara oy veriyor, ama kime sorsam onları sevmiyor. Bu insanlar oy veriyor ama bazı şeyleri anlamıyorlar. Ve anlamamakta da inat ediyorlar. Ama ben yine bunları tekrar etmek istiyorum.

İşte anlatamadıklarımız;

1- Şehidinize hakaret etti, anlamadınız
2- Ermeni yahudi demeden ülke varlıklarını sattı, egemenliğimizi devretti, anlamadınız
3- Kendi ülkemizi bölen projenin Eş Başkanı'yım dedi, anlamadınız
4- Erbakan bile 'AKP' yi siyonistler kurdurdu' dedi ki doğru, anlamadınız
5- Türkiye yi katmerli bir borcun altına soktu, toprakları sattı,
anlamadınız
6- Barzani ve Talabani ile kolkola girip kendi askerimizi dışladı, anlamadınız
7- Din, müslümanlık, islam dedik 4 yıl boyunca rekor sayıda
kilise açtırdı, bu nasıl müslümaklık demediniz ve yine anlamadınız.
8- Ogluna acık acık gemi aldı, alenen 4 senede onu da trilyoner yaptı anlamadınız
9- Maliye bakanıyla elele verıp yedi sulalesine yetecek paraları goturdu anlamadınız
10- Teroristbasına sayın dedi anlamadınız
11- Ulkeyi en yuksek faizle borçlandırdı anlamadınız
12- 2002 deki secim oncesi dokunulmazlıkları kaldıracam diye
yalan soyleyıp sonra bi daha lafını bile etmedi anlamadınız
13- Derdini söyleyen vatandaşa ...iktir çekti anlamadınız.

Bunaları halka anlatamayan tembel muhalefet sayesinde sandıktan tekrar bunlar çıktı ve şimdi bi 5 yıl daha başımızda. Adam bizi sevmesinde kimi sevsin...


Bu 5 yılda da yapacağını yapar, ondan sonra ister seeeç ister seçme.
Nasıl olsa kalkıp yüzümüze sövse yine %30 alır .

Ah benim güzel halkım ah!!!

Türk Olmak

15:58 zaman: 15:58

Türk Olmak...Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi. Kosova'da veBosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabınıvermektir.

Türk olmak Kıbrıs'ta, Hocalı'da, Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp, yapmadığın soykırımlasuçlanmaktır. Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıktığınca. Türk olmakdemokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, yurduna, tarihine sahip çıkmadığınca.

Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve yine Türk olmak kendini anlatamamaktır.

Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir sürü asır önce Viyana'yı kuşattığı için ve hoşgörülmemektir, sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.

Türk olmak Selanik'te Pontus Anıtı'nın, Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve Malta'da papazınüzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesigörmektir. Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak daTürk olmaktır.

Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu,paranın icad edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

Türk olmak; Troya'dan bu yana, Sümer'den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda,bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.

Doğu Roma'yı da Batı Roma'yı da yıkıp, yeni Roma olan AB'ye girmeye çalışmaktır Türk olmak. Türkolmak, Mostar'da köprüdür, Kerkük'te kaledir, İstanbul'da Kızkulesi'dir, Anadolu'da buğdaydır,Çukurova'da pamuktur, Ege'de tütün, Karadeniz'de fındık, Trakya'da ayçiçeğidir.

Türk olmak Çanakkale'de ölmektir. Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısınısırtında kendi hastanene taşımaktır.Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlından helallik almaktır.

Sabahları odana rahmet dolsun diye,camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlariçin, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve iptenüzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydanokumaktır.

Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, anneninardından "bir oğlum daha olsun, onu da göndereceğim" demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak,tabutuna son kez dokunurken "vatan sağ olsun" demesidir.

Türk olmak "Türk çayında radyasyon olmaz" yalanları ile, "gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz"dolanları ile yaşamaktır. Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona gerivermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır. Göz hakkına, diş kirasınasaygıdır Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde,misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır. Türk olmak, aşkınıölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir tez tutamadan, toprağa girmektir.

En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak. Milletinesövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak. Türk olmak Yunus'u bilmektir, Aşık Veysel'isevmektir. Mevlana'yı, Hacı Bektaş-ı Veli'yi ve Hoca Yesevî –tek bir satırını okumasa da- yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğininderinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü'nde...

Hayatın sana verdiklerine "nasip", vermediklerine "kısmet" demektir. Her işin "hayırlısına"inanmaktır ve "feleğe" küfretmektir ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

Türk olmak, Asya'da batılı, Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir. Irk sözünü bilmeden yaşamak,yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir.

Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağınıatabilmektir. Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin biraraya gelmesidir. Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

Türk olmak, buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sorumlusunaen ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.

Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin birşafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.

Zor iştir Türk olmak. Türk olmak Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başakiçin şükretmektir. Türk olmak, medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir.

Diplomatik gözlem

"Son günlerde mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak,bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi: Halbuki hangi istiklal var kiecnebilerin nasihatleri ve planlarıyla yükselsin!"

Gazi Mustafa Kemal Atatürk / 6 Mart 1922 / TBMM

Hepimiz TÜRKÜZ ! Hepimiz MEHMETÇİĞİZ !

12:12 zaman: 12:12

12 Şehit daha...

Daha kaç tane vatan evladını yoktan yere toprağa verecez, daha kaç ananın yüreği yanacak, kaç gün sokaklara dökülüp evlatlarımız için göz yaşı dökücez!!!

Hani koskaca Türk Devleti, nerde??? Aslında cümrük kadar yer yakamayacak bu azgın köpeklere daha ne kadar boyun eğmek zorunda kalacaz!

Bir papaz öldü hepsi hristiyan oldu, bir Hrant öldü hepsi Ermeni oldu! 2 günde 30 şehit verdik hangisi TÜRK oldu???

Ama bu şehitlerin kanı yerde kalmamalı. Biz de bu vatanın evlatlarıysak hiç düşünmeden canımızı vermeye hazırız...

HEPİMİZ TÜRKÜZ, HEPİMİZ MEHMETÇİĞİZ!!!

Yazıklar Olsun

17:11 zaman: 17:11

Son dönemde artan terör olayları ve verdiğimiz şehitler münasebetiyle milli takımımızın öneleme maçlarında oyanayacağı Moldova ve Yunanistan maçlarında sahaya siyah formayla çıkması gündemdeydi. Hatta FANATİK gazetesi bunun için çok güzel bir kampanya başlattı ve destek topladı. Dün akşam gazeteyi okurken gördüm; UEFA'da böle bi hakkımızın olduğunu ve bunun için bir başvuru yapmamız gerektiğini söylemiş fakat öncelikle böyle bir kararın "Devlet Büyükleri"mizden geçmesi gerekiyormuş. Ancak ne yazık ki o büyük dediğimiz kişiler, Devletin başını çekenler ne kadar aciz olduklarını göstererek böyle bir öneriyi kabul etmemişler ve siyah bantın yeterli olabileceğini söylemişler. O siyah bant her defasında takılır, her defasında unutulur, karşı takım taraftarlarının farkedip etmedikleride şüpheli zaten. Bu konuya katılan onca insana, Türk milletine, şehit ailelerine küfür eder gibi öneriyi kabul etmeyip siyah bant takılsın diyebiliyorlar ya gerçekten bravo!!! Sonra kamuoyu önünde basın önünde 70 milyonun karşısına çıkıp "Bugün bayram ama bayramı yaşayamıyoruz çünkü içimiz kan ağlıyor" demişsin ne anlamı var. Madem bu durumdan o kadar rahatsızsın en ufak birşeyde bile isyanını belli ette sölediklerinle yaptıkların örtüşsün. Bu gidişle biz giden şehitlerimizin arkasından ağlamaya birileride ağız yapmaya devam edecek gibi gözüküyor. Söyelenecek bişey yok...

YAZIKLAR OLSUN!!!

Kadir Geceniz Mübarek Olsun

21:31 zaman: 21:31

Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecemizin tüm islam alemine hayır,sevgi ve mutluluk getirmesi dileğiyle, herkesin kandili mübarek olsun...

Yüce Allah nicelerine erişmeyi nasip eylesin...

Türklere Hain Pusu!!!

22:19 zaman: 22:19

İçinde bulunduğumuz bu havai hayatın zaman geçtikçe geçmişten kopmamızın ve her gün biraz daha vatanımızı unutup kendi derdimiz için yaşamaya başladığımız için yazıyorum bu yazıyı. Lütfen biraz sağduyulu olalım...

Bizler unuttuk ama onlar hiç unutmadılar ve unutmayacaklarda...

Bizim ne toplumsal hafızamız, ne devlet hafızamız, ne de devlet adamı hafızamız var. Doksan yıl önce bütün "akvam-ı beşeri" toplayarak Osmanlı topraklarını işgal eden soysuz batı'nın mezalimini unuttuk. Maraş'ı işgal eden Fransız'ı, Çanakkale'yi kuşatan İstanbul'a giren İngiliz'i, Sakarya önlerine gelen Yunan'ı, Gelibolu'daki Anzak'ı, Akdeniz'deki İtalyan'ı unuttuk.

Biz işgali unuttuk!

Uğradığımız saldırıları, alçak ve vahşi katliamları, tecavüzleri unuttuk. Hem de üzerinden 1 asır bile geçmeden unuttuk.Bizi işgal edenlere yaranmak, onların küresel, modern birliklerine dahil olmak için her türlü kimliksizliği onursuzluğu sergiledik.

Ama onlar unutmadılar!!!

476 yıldan beri Türkün viyana önlerine dayanmasını asla unutmadılar. Avusturya'yı açık olarak karşımıza diken diğer AB üyelerini gizli olarak ürküten Türk ordusu.

Korktukları Türkü yenmenin perişan hale getirmenin yolunu iyi biliyolar ki kendi inancından köklerinden tarihinden kimliğinden uzaklaştırıp, AB'ye girme uğruna bütün dalları budanmış bir kuru ağaç gibi zavallı hale düşürüp, son darbeyi vurmak istiyorlar.

Bu darbeyi vuruncaya kadar türkten hep korkacaklar. Amaç Türkiye'yi hapsetmek, hep bu darbenin hayaliyle yaşıyorlar.

Söylenen bütün sözlerin altındaki ger çek işte bu. Butun bu olup bitenler karşısında bu ülkenin yöneticileri ne acıdır ki AB'ye girmek için önümüze konan her şarta evet diyeceğinin sinyalini veriyorlar.

Mma asla unutulmamalıdır ki bu ülkede milyonlarca gerçek ülke sevdalısı var. Geçmişte canını kanını malını ortaya koyan aziz şehitlerin çocukları torunları var. Tüm dış ve iç düşmanlar karşı kemiklenmiş bir bütünlüğü bulunan dava insanları var. Bu ülkede her türlü değişik platformda kendini gösteren hainler gerekli şamarı vuracak kendine inana milyonlarca yiğit vatan evladı var.

Bende bu evlatlardan biri olarak bu yazıyı sizlere ulaştırıyorum. Gelin unutmayalım unutturmayalım, kimsenin ülkemizi sömürmesine bizlerden faydalanmalarına izin vermeyelim.
Şehitlerimizin binbir türlü zorlukla kazanıp bizlere emanet ettiği bu yurda sonuna kadar sahip çıkalım...

Kadınlarımızı Neden Aldatırız?

22:00 zaman: 22:00

Genelde biz erkekler çoğu zaman aldatma suçuyla yargılanırız, bazılarımız gerçekten aldatır bazılarımız haksız yere suçlanır. Peki ama neden aldatırız?

Uzun ilişkilerde genelde eşlerine olan ilgisini kaybeden erkekler ayrılmak yerine aynı anda başka bir ilişki yaşamayı tercih ederler. Bunun sebebi uzun ilişkilerde kadınların erkeklere yeteri kadar ilgi göstermemesidir. Bu da zamanla erkeği soğutur ve aradığını başka yerde bulmaya iter...
Fakat çoğu kadın erkek kendisini aldatsada onu affeder, bu da erkeğin tekrar ihanet etmesine cesaret kazandırır.

Bir diğer sebep klasik dırdır etmedir. Durmadan adamın başının etini yersen hep benim dersen aklına başkasının gelmesi ihtimali kaçınılmaz olur.

Erkekler için hayır demesi en zor olanlardan kaçınılmaz nedenlerden biride sekstir tabiki. Hiçbir erkek buna kolay kolay "Hayır" diyemez, fırsatını bulursada ihanet kaçınılmaz olur. Seks konusu açılmışken şunu da ifade ediyim; evliliğin zamanla monotonlaştığı gibi seks hayatı da monotonlaşmaya başlar, erkek de yine yeni heyecanlar arama psikolojisine bürünebilir.

İhanetin bir diğer önemli sebeplerinden biride erkeklerin adrenalini fazlasıyla sevmesidir. Yasak aşktaki heyecan onu daha çok cezbedebilir.

Bunlar Türk erkeğinin kanında olan şeylerden bazılarıdır ama tabi herkes yapıcak diye bir şart yok. Ben ölümüne seven ve sevgisine saygılı olan biri olarak böle bişey yapmayacağımı bilirim mesela...

Eğer severek evlenmişseniz ve saygı ve sadakat içinde yaşıyorsanız bunlardan korkmanıza gerek yok ama yinede bunları göz önünde bulundurursanız bazı şeylerden korkup aşkınızı tazeleyebilirsiniz...

Malta'dan Saygısızlık!!!

23:31 zaman: 23:31

Malta'nın "Vittorisa" bölgesinde bir gezi için giden Temuçin Kızıltan isimli Türk genci ve arkadaşları tarafından çekilen resimde, bir papazın doğum günü nedeniyle dikilmiş bir heykel görünüyor, ancak ayaklarının altında Türk bayrağı var.

Malta ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ne alıp veremediği olmuş ki bu beyaz sakallı ama kara ruhlu insanın ayakları altına serilmiş bayrağımız?.

Buraya akredite Büyükelçiliğimiz bu konu ile ne kadar alakadar olmuş acaba? Bütün yıl boyunca tatil turizmi için gazetelerimizde çarşaf gibi ilanları çıkan, Malta'ya tur düzenleyen tur operatörleri acaba bu heykellerden haberdar mı?





Para kazanma uğruna bile bile yapıyorlarsa çok yazık.

Diplomatik ve millî tepkinin gösterilmesini sağlayabilmek için bizler bu konulara değiniyoruz ama esas yapması gereken kişiler ne ile uğraşıyor çok merak ediyorum doğrusu !!!

Hangi Devirde Yasıyoruz?

22:58 zaman: 22:58

Hayatımız öle bir hal aldıki en ufak bir şeye bile teknoloji ile müdahale eder duruma geldik.

Bilgisayar ve internet dünyası ile işlerimiz kolaylaşsa da Türk'ler olarak herşeyi abarttığımız gibi bunuda biraz abarttık galiba.

  • İnternet ortamında her şey şifrelerimiz de saklanırken ev hanımları bu şifreleri mikro dalga fırınlara bile girmeye başlamış durumda,
  • Yıllarca fal baktığımız iskambil kağıtları ile artık fal bakmayı unuttuk,
  • 3,4 kişilik aileler de en küçük bireyin bile bir telefonu olup ailede taoplam 15 tane telefon numarası var,
  • İş yerinde yan masada oturan arkadaşımıza bile e-posta gönderiyoruz,
  • e-posta öyle bir boyut aldıki arkadaş ve yakınlarımızı hal hatır sormak için bile doğru dürüst aramaz olduk,
  • Televizyonda ki her reklamın altında bir e-mail adresi var,
  • Hayatın 20,30 yılında belkide 60 yılında sahip olmamaya rağmen bugün evden cep telefonu olmadan çıkmak paniğe yol açıyor ve almak için düşünmeden geri dönülüyor,
  • Sabah uyandığımızda kahvaltıdan önce online olup net'e dalıyoruz,
Bunun gibi daha bir çok şey var 2000'li yıllara dair, her geçen gün nerden geldiğimizi unutup nereye gittiğimizi de bilmiyoruz aslında. Hayatımızda ki bu kolaylıklar bizi her geçen gün biraz daha tembelleştiriyor. Aslında bunu hepimiz biliyoruz ama kendimizi bunları yapmaktan alıkoyamıyoruz. Tıpkı benim size bu yazıyı bilgisayarımın başına geçip bir çok kişiye ulaştırdığım gibi... :)

MSN Nick Sacmalığı

21:28 zaman: 21:28

Aslında hepimizin bazı zamanlarda yaptığı bişey, ama bazen öle şeyler yazıyolar ki insan gülmeden edemiyor.

Kimisi devlet sorununa değiniyor, kimisi aşkına, kimisi takımına, kimisi dünya bilmem ne gününe...

Sanki dünya'ya sesini duyuromuş gibi toplumsal mesajlar veren bile var yaa :)

Bakalım daha neler göreceğiz...

Msn Şifresi Nasıl Çalınır striptiz gülben ergen msn şifre değiştirme facebook youtube porno