Merhabalar. Bu yazımın konusu, okul dönemlerimde kafama taktığım bir düşünceydi önceleri. Ama özellikle iş yerime gelen stajyer öğrenci arkadaşlarımda gördüğüm eksiklerden sonra, sürecin içinden de geçtiğim için bazı şeyleri net olarak ortaya koyabileceğimi sanıyorum. Olay basit. Çalıştığım kuruma gelen öğrenciler en az 2 senedir Bilgisayar ile ilgili bir bölümde okuyorlar. Geleceğin yazılım, sistem, programlama, teknik destek vs. artık bilişim ile ilgili aklınıza ne geliyorsa o mesleklerini yapacak kardeşlerim. Ama senelerini vermelerine rağmen ellerinde bir şey yok. Aileleri çaresiz.

Önce kısaca şu anki durumu anlatayım. Öğrenci lisede, çağın mesleği diye bilgisayar ile ilgili bir bölüme gidiyor. Dolayısı ile meslek lisesi. Meslek lisesi diye kendilerine matematik, fen gibi dersler gösterilmiyor, sonuçta da üniversiteye giriş sınavında çakıyorlar. İster 2 sene, ister 3 sene kursa gitsinler bu durum böyle. E peki neyin karşılığı bu dersler gösterilmiyor diyeceksiniz. Eğitim aldıkları okul Meslek Lisesi ya, mesleki eğitim alacaklar. Ama bakıyorum meslekleri ile ilgili de bir şey öğretilmiyor çocuklara. Sonuçta %95’lik bir oran üniversitelerin Meslek Yüksek Okulları’na gidiyor. Burada 2 senelik Bilgisayar Programcılığı, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri gibi bölümleri okuyorlar. Orada da yeterliliği tartışılır öğretmenler, fotokopi notlar, yetersiz Türkçe eğitim kitapları, naylon diye tabir edebileceğim gitmeden yaptı gösterilen stajlar ile geçen ve eğer biterse 2 seneyi bulan süreç sonunda iş bulma sancısı içinde mezun ama mesleki gelişimini tamamlamak bir tarafta, buna başlamamış gençler. Sonra da yapmak istedikleri meslekle alâkasız bir işte çalışıp, mutsuz çoğunluğa katılanlar.

Türkiye’de iş yok diyenler! Baksınlar www.kariyer.net, www.jobula.com, www.yenibiris.com gibi sitelerdeki sadece bilgisayar ile ilgili iş ilanlarına. İş çok, iş arayanlardaki eğitim kalitesi az. O yüzden özel sektör, kalifiye olmayan, kendisine bir şey katmayacağına inandığı kişiyi çalıştırmak istemiyor haklı olarak.

Peki sorun gençlerde mi, ailelerde mi derseniz ben size %60’ı eğitim sistemimizde olmak üzere herkeste sorun var cevabını verebilirim. Kalan % 40’ın yarısı, bin bir zorlukla evlerine bilgisayar alıp internet bağlayan ailelerine rağmen, interneti ve bilgisayarı, msn-oyun vb. eğitimle alâkası olmayan işler için kullanan öğrencilerde. Kalan yarısı ise ben bilgisayarını da aldım, internetini de bağlattım benden bu kadar diyen ailelerde. Çocuğu en tehlikeli çağında başıboş bırakmayacaksınız. Sıkmadan ama sürekli kontrol altında tutarak, eğitim durumuna bakacaksınız. Siz bırakırsanız başkası gelir tutar elinden. Bu dönemde 2-3 senelik ek bir ilgi ile belki de bir ömür rahat etmesini sağlamak elinizde. Ben anlamam bilgisayardan, dersten gibi bahaneler, söz konusu çocuğunuz olunca emin olun çok yersiz kalıyor. Mutlaka bir yol vardır.

Gelelim eğitim sistemindeki aksaklıklara. Son 6 senedir yanıma stajyer öğrenciler geliyor. Bazıları 3 sene lise, üstüne 2 sene de üniversitede bilgisayar üzerine eğitim almış. Ve çoğu bomboş. Ben anlamıyorum. Hepsi ile mutlaka konuşuyorum, bir şeyler öğretmeye çalışıyorum. Bazılarından duyuyorum bazı idealist öğretmen arkadaşlar da benim gibi ilgileniyorlarmış. Ama sayıları çok az. Akıllarının zaten bir karış havada olduğu dönemlerde bu gençlere doğru yolu göstermek lazım. Eğitim sistemi ise güncelliğini koruyamıyor.

Doğrusu şöyle olmalı bence. Bir kere devam zorunluluğu olmalı. Zaten var diyeceklere cevabım, kağıt üzerinde değil fiili olarak da kontrol edilmeli olacaktır. Öğrenci ilk önce donanımları tanımalı. Hem de değişik özelliklerde ve aynı işi yapan markalardan bir kaç farklı modeli bir arada olacak şekilde. O kadar okula ayrı ayrı nasıl olacak peki? Basit. Bu tarz derslerin planlaması il çapında yapılabilir. Yani her okul aynı donanımı birden fazla sayıda alacağına, MEB İl Müdürlüğü alır, okullar da sırayla getirip teslim etmek kaydıyla buradan, eğitim amaçlı kullanmak üzere parasız kiralama gibi bir yöntemle alırlar. Ya da merkezi bazı eğitim sınıfları oluşturulur ve öğrenciler de her türlü imkân sağlanan buralara giderler derslerinin olduğu zamanlarda. Benim yanıma gelen öğrencilerden, özelikle donanımdan korkanlara 1 saat sonunda gayet anlayabilecekleri düzeyde bir anlatım yapıyorum. Şimdiye kadar memnun kalmayan olmadı. Benim bir saatte yaptığım, okullarda 1 hafta sürsün çok mu? Koca 5 sene içinde sadece 1 hafta.

Geçelim sonraki aşamaya. Donanımı bilen öğrenci artık makine üzerine bir işletim sistemi kurmayı öğrenmelidir. Bu işletim sistemi kullanım yüzdesi olarak ülkemizde %95 oranda Microsoft firmasının Windows ürünleri gibi gözükse de, öğrenciye, Linux tabanlı birden fazla işletim sistemi kurmak da gösterilmelidir. Aynı işlemleri farklı işletim sistemlerinde yapabilme becerilerini geliştirmek için 1’er ay kullanım üzerine projelendirme görevleri verilebilir. İşletim sistemlerini kurduktan sonra, bilgisayardaki donanım parçalarının sürücülerini (driver) yükleme, internete bağlantı gibi işlemler gösterilmelidir. Kullanmaları için yine birden fazla ofis yazılımı kurdurulmalı, kullanımı sağlanmalıdır. Bunlara örnek olarak, IBM’in Lotus Symphony, açık kaynak kodlu Open Ofis ve Microsoft’un Ofis yazılımlarını gösterebilirim. Günlük kullanımda ihtiyaçları olan, winrar, winzıp, winamp, nero, google earth, video gösterim, video dönüştürücü, pdf hazırlayıcı ve okuyucu gibi en az 30 adet yazılım ile ilgili kullanım bilgisi kazandırılmalıdır. Bütün bu programlar kurulurken ülkemizdeki yazılım lisanslama konusu kanun, yönetmelik, tüzük artık mevzuatta ne varsa öğretilerek, kaçak yazılım kullanımında doğacak sonuçlar örneklenerek anlatılmalıdır. Donanım derslerinde gösterilen yazıcı, tarayıcı, kamera gibi çevre birimlerinin, üreticilerinin sağladığı yazılımlarla neler yapabilecekleri öğretilmelidir.

Tek bir bilgisayarda yapabileceklerini kavrayan öğrenciler artık ağ ortamları hakkında eğitime hazır hale gelmişlerdir. Bu süreçte öğrenciye önce kablo çeşitleri, kablo çakma pensesi, jack’lar, dönüştürücüler, switch’ler, modem’ler, çoklayıcılar gibi donanımlar tanıtılmalıdır. Bu bahsettiklerim Ağ (Network) konusunun özleri ve tabiri caizse A’sı, B’sidir. Sonra ağ yapıları ve hangi durumlarda hangi tür ağ yapılarını seçmelerini yorumlayabilecekleri örnekli konu anlatımları, uygulama sahaları sağlanmalıdır. Ağ yönetimi için gerekli işletim sistemlerinin kurulmaları, yapılandırılmaları, DNS, DHCP, NAT, PROXY gibi bazı hizmetlerin anlatımları, bununla beraber aynı hizmetleri 3. parti yazılımlar ile ne şekillerde yapabileceğimiz de öğretilmelidir. Ufak yollu bir ağı kurmayı çözen öğrencilere artık ağdaki olmazsa olmazlar diyebileceğim, ateş duvarı (firewall), kurumsal antivirüs, güç kaynağı, jeneratör, kurumsal e-posta sunucusu gibi yapılar, çeşitli örneklerle anlatılabilecek seviye yakalanmıştır. Bütün bu yazılımlar ile ilgili güncelleme, lisanslama, lisans süresi uzatma gibi meseleler iyice öğretilmeli.
Buraya kadar anlattığım konulardaki eksiklerini kapatmak için öğrenciler ailelerine 3.000 ile 5.000 YTL arası bir maliyet çıkartarak, özel kurslara gidiyorlar. Sertifika almaya çalışıyorlar. Senelerce süren eğitim çarkı içinde zaten edinmiş olmaları gereken meziyetler için üstüne bir de para ödüyorlar. Kimin eksikliği, kime yazık oluyor çözmek zor olmasa gerek.

Sıra geliyor sunucular üzerinde kurulacak, Exchange Server, ISA Server, BizTalk Server gibi Microsoft tarafından örnekleyebileceğim sunucu yazılımlar ile, bunların açık kaynak kodlarındaki karşılıklarının; kurulum, yapılandırma, eşitleme ve sürüm yükseltme açılarından anlatılmasına.
Daha sonra öğrencinin programlama bilgisi için, ASP, ASP.NET, AJAX, JAVA, PHP gibi dillere, veri tabanı için SQL SERVER, MySQL, Oracle gibi yazılımlara, tasarım için Photoshop, Flash gibi programlara aşinâlığını sağlayacak kısa eğitimler verilmelidir. Öğrenci bunları gördükten sonra zaten ne istediğine, ilgi alanına giren konuya göre seçimini yapabilecek düzeyde olacaktır.

İnternet servislerinin imkânlarını öğrenmeleri açısından aynı projeler birden fazla şirketin uygulamaları ile yaptırılmalı, aralarındaki benzerlikler ve birbirlerine üstün tarafları gösterilmelidir. Bunu da burada kısaca örneklemek isterim. “Google diye bilinen şey nedir?” sorusunu sorarsanız çoğu kişi, yazdığın şeyi bulur ya da arama motoru gibi bir şeyler diyecektir. Google’ın aslında bir şirket olduğu ve 10’larca hizmetinden sadece birinin arama motoru olduğu bilgisi çok nadir söylenecektir size. Halbuki öyle mi? Google ile ağ günlüğü (blog) tutabilir-blogger, uydu fotoğrafları üzerinden gezinti yapabilir-earth, resim gösterimi ve biçimlendirme yaptırabilir-picasa, 3 boyutlu çizimler ortaya çıkarabilirsiniz-SketchUp. Yine Google’ın ücretsiz hizmetleri ile, e-posta sahibi olabilir, gruplar kurup haberleşebilir, çevrimiçi olarak ofis dosyaları düzenleyebilir ve paylaşabilirsiniz. Bunun yanında masaüstü aramadan, internet tarayıcı programına, iGoogle denilen internete giriş sayfanızı özelleştirme hizmetinden, Toolbar denilen araç çubuğuna, aramalarınızı özelleştirmekten, internet siteleri için gelir kaynağı olan reklâm hizmetlerine, web sitesi analiz yazılımlarına kadar onlarca ürünün hem de bir çoğu ücretsiz olarak sunuluyor. Anında mesajlaşma için GTalk yazılımı, Reader denilen RSS okuma hizmeti, takvimler ile zamanınızı planlama ve paylaşma gibi ürünler de eminim ilginizi çekecektir.

Youtube gibi video paylaşım ve izleme hizmeti sunan sitelerin isimleri de sizi şaşırtmasın. O da artık satın alınma yoluyla Google vitrinindeki yerini aldı. E benzer şeyleri Microsoft da yapmak istiyor. Microsoft bu şartlarda, Live Messenger(Gtalk), Hotmail(gmail), ofis(docs), MsnSearch (Google) gibi ürünleri ile rakiplerinin muadil yazılım ve hizmetlerine cevap olarak sürekli çalışma yapıyor.

İşin özü şu. İnternet artık her yerde. Dolayısı ile büyük aktörler, kendilerinden alacağımız bir şifre ve bir sürü yerde geçerli olacak kimlik bilgilerimiz ile onların hizmetlerini kullanmamızı istiyorlar. Tek bir şifre sizin her işinizi görür ama bizden alın diyorlar. İşte bizim öğrencilerin, bu tarz olaylardan, ürünlerden, hizmetlerden haberdar olmaları sağlanmalıdır.

Bundan sonrası bence branşlaşmadır. Kişi ister tasarım, ister programlama, ister güvenlik çözümleri, ister ağ kurulumu ve yönetimi isterse de donanım konularında uzmanlaşmak üzere eğitimine yeni bir yol çizer. Çünkü artık yapacağı mesleği tanımış, temel seviyenin de üzerinde bir eğitim almıştır. Düz çıkıp da bilgisayarcıyım demek iş değil.Yoksa bilgisayar konusunda artık işler ayağa düştü zaten.

Bu arada, zaten bazı toplu eğitimlerde fark ettiğim üzere bazı kurumlar eğitimlere özel önem ve destek veriyorlar. Sebeplerinden biri şu olabilir diye düşünüyorum. Bu eğitime ben destek verir ve bu eğitimde 50.000 $ zarar bile ediyor gözüksem de, benim programlarımı öğrenenler benim programları kullanır ve öğretirler. Dolayısı ile uzun vadede yeni nesilleri kendime bağlar, eğitim sisteminden başlattığım proje ile şimdi zarar gibi gözüken yatırımı ileride hayli hayli çıkarırım. E bence de makul ve pazarlama tekniği olarak kusursuz bir düşünce. Böyle bile olsa bizim için bir kazanımdır diyeceğim. Alternatifi yoksa ya da yapamıyorsak, olayın bütününe küsmek ve güncel yazılımlardan kaçmak olmaz. Bize daha çok zararı olur. Bu okullara verilecek yazılım ve lisans şifrelerinin ayağa düşmesini istemiyorlarsa da eminim yazılım ve donanımı ile örnek, taşınamayan, değiştirilemeyen, kopyalanamayan bir komple çözüm bulabilirler.

Bütün bu eğitimlerin sadece bu iş için tutulan kişilere bir ortamda yaptırılması ve bunun videoya çekilerek görüntülü olarak derslerde gösterilmesi, internet sitelerinde yayınlanması, hatta öğrencilere dağıtımının sağlanması da eğitim sistemine eminim katkı sağlayacaktır. Hiç değilse bu şekildeki cd, dvd gibi veri depolama ürünleri ile dağıtım, yetersiz şartlarda bulunan okullara da bir fayda sağlayacaktır. İnternet olmayabilir bir okulda ama vcd daha ucuza temin edilip kullanımı sağlanabilir.

Şimdi bütün bunların hepsini herkesin okuyacağını sanmıyorum. Hoş okusalar da bir şeyleri değiştirecek konumda olmayanlar okur zaten. Ama ne olursa olsun, yazması kolay, uygulama zor diyeceklere sesleniyorum. 4 sene önce okulların çoğunda internet ve bilgisayar yoktu. Bugün bu noktalara gelineceğini kimse o günlerden söyleyemezdi. Söyleyenlere de hayalci gözüyle bakılırdı. Ama hiçbir şey imkânsız değildir. Yeter ki isteyelim. Bir zamanlar bir haber okumuştum. Sanırım Kocaeli şehrimizde. Bir Meslek Lisesi, bilgisayar bölümü öğretmen ve öğrencileri, kamu kurumlarının kullanacağı bilgisayarları parçalar halinde alıp, toplayıp kamu kurumlarına satıyorlar. Ortalama 50$ civarında kendi okullarına katkıları oluyor. Kamu kurumları da bu bilgisayarları yine 50$ ucuza alıyorlar. Herkes memnun, üretime katkı sağlanmış, bu yapılırken de eğitim konuları güncel iş hayatı ile harmanlanmış. Daha ne olsun. Önemli olan düşünmek ve faaliyete geçirmek.

Benden bu kadar. Umarım birilerine ışık tutabilmişimdir.

Saygılarımla.

1 yorum
  1. Adsız 13 Ağustos 2009 20:12  

    Korayca hocam çok güzel bir makale olmuş. Sistem sorunlarına çok iyi değinmişsin. Eski bir meslek lisesi mezunu ve 7 yıllık bir bilgisayar öğretmeni olarak senin görüşlerine içtenlikle katılıyorum.

Yorum Gönder

wibiya widget

TEMPLATE ERROR: Invalid data reference post.url: No dictionary named: 'post' in: ['blog', 'skin', 'view']